Dr. Gürbüz Çapan
Sayfa Sonuna GitGeri Git
A- A A+

AKP'DEN ÖNCE İSTANBUL'U ALACAĞIZ

23.12.2011

12 yıl sonra CHP’ye dönen Dr. Gürbüz Çapan, “AKP’yi göndereceğiz, İstanbul’u geri alacağız” dedi.

AKP’nin oturduğu taban oyunun gerçekte yüzde %15 - 20 bandında olduğunu öne süren Dr. Çapan, “Yüzde 50 AKP’li olsa sokakta dolaşamazsınız. CHP dahil siyasi partilerin yarattığı umut cılız çıkınca halk da o tarafa sığınıyor. CHP umudu yeniden yeşertecek ve İstanbul’u geri alacağız” şeklinde konuştu.

 

Dr. Gürbüz Çapan, siyasette ‘fanatiği’ de, ‘karşıtı' da çok olan renkli bir isim. Özel hayatında dostlukları renk renk. Her kesimden insanla dost, arkadaş. Bazıları için, özellikle tanımayanlar için ismi antipatik. İlk karşılanışta, ‘soğuk ve itici’de gelebilir. Siyasi üslubu ‘hard’, yani sert. Siyasetin sert ve hırçın; ama bir o kadar da renkli kişiliği.

Yakından tanıyınca, ‘çok okuduğunu’ görüyorsunuz. Yufka yürekli de... Hani ‘hepsi dilinde’ derler ya, o cinsten. 12 yıl önce kendisini ihraç eden Deniz Baykal’a genel başkanlığı bıraktıktan sonra, ‘ağabey’ diye ilk koşan isimlerden olmuş. Özellikle siyasette kindar değil. Yol arkadaşlığı için yakınında olanlar, ‘sevgi ve muhabbet labirentlerinde yüzersiniz’ diyorlar.

1999 yılında CHP’den ihraç edildi. Kemal Kılıçdaroğlu CHP’ye üyeliğini kabul etti. Kılıçdaroğlu ile birlikte ‘siyasette yol arkadaşı’ oldu. Kendi değimi ile siyasetteki tek hedefi AKP’yi İstanbul’dan kovmak ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Başbakanlık koltuğuna oturduğunu görmek. Sonrası mı?

‘İktidarı kucaklayan bir partide ben dahil herkese yer bulunur’ diyor.

Esenyurt halkının sevgisini kendi ‘zenginliği’ saydığını söylüyor, Esenyurt sakinlerinin varlıklarını da ‘kendi varlığı’ görüyor. Diyor ki, ‘Esenyurt’un gelişimini en çok son 10 yılda gelen hemşerilerimiz daha iyi kavrıyor. Geldikleri yerlerdeki hayat şartları ile Esenyurt’u kıyaslıyorlar. Esenyurt’ta yaşamanın konforunu hissediyorlar. Bu ortamı sağlayan tüm Esenyurtlulara şükran borçluyum.’

Gürbüz Çapan, ‘fakirliği’ni ise, “İktidar fakiriyiz” diyerek CHP’nin uzun yıllardır iktidar olamamasına bağlıyor. Umudunu da “AKP’nin yıkılması” olarak belirten Dr. Çapan, hedefi ise net koyuyor: “El birliği ile önce İstanbul’u sonra Türkiye’yi AKP’den kurtaracağız”

Kendisine uygulanan göz altıların tüm belediye başkanlarına yönelik bir tehdit olduğunu ifade eden Dr. Çapan, “Başkanlar korkutuldu. Hizmet üretmekte zorlanıyorlar. Ama Belediye Başkanlarımız halka hizmet için gerekirse hapsi göze almalılar” dedi.

İTİRAZCIYIMDIR

Kendisinin itiraz eden birisi olduğunu ifade eden Dr. Çapan, “Sosyal demokrat demek, itiraz eden, sorgulayan ve toplum adına yararlı hizmetleri talep eden insan demektir. CHP tekke değildir” dedi.

Dr. Gürbüz Çapan, Erhan Kızılyar’ın sorularını yanıtladı.

 

SABAHLARI İKİ SAAT GAZETE OKUYOR

Kızılyar: Uzun süredir geniş çaplı bir söyleşi görmedik. Önce kolay bir soru ile başlayalım; Gürbüz Çapan sabah kalktığında Türkiye’ye nasıl günaydın diyor? Masanıza kaç ulusal ve yerel gazete geliyor?

Çapan: Bana gelen bütün yerel gazeteleri takip ediyorum, hepsini okuyorum. Ayrıca, yaklaşık 10 tane de ulusal gazete okuyorum. Her gün 2 saat kadar mürekkeple boğuşuyorum.

Kızılyar: Televizyonla aranız nasıl?

Çapan: Televizyon izleyemiyorum. Vakitsizlikten televizyona kapandım biraz. Sabah ve akşamları zaman buldukça haber kanallarını takip etmeye çalışıyorum.

 

İNTERNET BAĞIMLISI OLMAKTAN KORKUYOR

Kızılyar: Mısır rejimini internetin Facebook örgütlenmesi değiştirmiş. İnsanların hayatında böylesine etkili oldu, hastanelerde internet bağımlıları için bölümler açıldı. Sizin aranız nasıl internet ile?

Çapan: İnternetle aram iyi değil. Bir türlü beceremedim. Esas korkum bağımlı olmak zaten. Okuma bağımlısıyım, yeni bilgi beni kapıyor, götürüyor. Kitap okuyarak beslenen biriyim. İnternette de müthiş bir bilgi dünyası var. Oraya kapılıp kendi programımı aksatabilirdim. Bizdeki internet, iletişim ve bilgisayar işlerini hiçbir ayrıntıyı atlamayan arkadaşlarımızla takip ediyoruz.

Kızılyar: Facebook’ta bir profiliniz ve binlerce arkadaşınız var. Oraya yazılar yazılıp yorumlar yapılıyor. Bunlar size iletiliyordur herhalde?

Çapan: Sorun, problem ya da sıkıntı olduğunda muhakkak haberim oluyor. Aradıklarım, cevap yazdıklarım var.

 

ÇAPAN DİYE VELİ’Yİ DÖVDÜLER!

Kızılyar: Facebook’ta 1970’li yılara ait bir fotoğrafınız yer aldı geçen günlerde. Bu gençlik fotoğrafınızı birkaç kişiye gösterdim, tanıyamadılar sizi. Söyleyince ilk tepkileri, “Bizim başkan faşiste benziyormuş” oldu.

Çapan: O resim bizim üniversiteye gittiğimiz ilk yılımızda çekildi, Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde… Benim bıyıklarım biraz aşağı doğru sarkıktı. Ülkücüler ellerinde zincir ve sopalarla gelir saldırırlardı bize ama bana dokunmazlardı. Bir gün ülkücülerden biri, beni dövdürmeye adam göndermiş. Yanımda Pala Veli vardı, onu ben zannedip dövdüler. Kız meselesi olabileceğini varsayarak müdahale etmemiştim ben de… Sonra, beni dövdürmek isteyen adam, elemanlarına yanlış adamı dövdüklerini söylüyor, Veli’yi dövenler de, “Abi, o adam bizden zannettik, diğerini dövdük” diyorlar.

Kızılyar: Mümkün olsa o günlere dönmek ister misiniz?

Çapan: İsterim ama mümkün değil ki… Eksiklerimi de tamamlayarak yeni baştan başlamak isterdim elbet.

 

"TOZUMU DA PARTİDEN ATTILAR"

Kızılyar: 1999 yılında CHP’den ayrı düştünüz. 12 yıl ayrı kaldınız.

Çapan: Ayrı düşmedik, atıldık. 1 ay arayla iki kez ihraç ettiler. İkinci ihracı niye yaptıklarını sordum, “Tozunu da attık” dediler.

Kızılyar: CHP’den ayrı kalmak nasıl bir duyguydu? CHP’siz 12 yıl size ne kazandırdı, ne kaybettirdi?

Çapan: CHP, siyasal anlamda Türkiye’nin ana ırmağıdır. Biz partide tali bir yol açmaya çalışmıştık, çünkü kendimizi fikren halka daha yakın sayıyorduk. CHP’de kalan arkadaşları da daha bonapartisttiler. Yukarıdan aşağıya örgütlenmeyi savundular. Doğradılar. Sonunda onlara soru soran kimse kalmadı. CHP iç çelişkisini kaybetti. İç çelişki hayatın dinamiğidir, O olmayınca gelişim de olmuyor. Şimdi eski arkadaşlarımızla konuşuyoruz; soru sorma kültürü yok olmuş. Elleri havada, elleri duada, kıblegahları merkez olan bir grup oluşturulmuş. Merkezin verdiği ne ise onunla besleniyorlar. Sosyal demokratlar ve solcuların aşağıdan, halktan enerji almaları gerekiyor. Merkezde iyi yaşayanların partisi haline gelmemek gerekiyor. Bizim partinin kıblegahı Zeytinburnu, Küçükçekmece, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa ve Eyüp olmalıdır. CHP sadece Bakırköy, Beşiktaş, Şişli gibi iyi bir yaşam tarzına kavuşmuş üst gruplara sığınmamalı.

Yeniden umut yaratmaya çalışıyoruz. CHP örgütü, umudu sadece genel Başkanda aramamalı. Genel Başkan umudun bayrağıdır, umudu, sahada çalışarak umut türküsü söyleyenler oluştururlar.

“AKP, DEMOKRATLIKTAN TİRANLIĞA DÖNÜŞTÜ”

Kızılyar: AK Parti bu anlamda daha mı demokrat?

Çapan: Boyalı basın AKP’de bir şey bulamayınca Tayyip Erdoğan’ın karizması diye bir şey uydurdu. Ama onların yaptığı aşağıdan yukarıya doğru bir örgütlenmedir. İlk geldiklerinde bir koalisyon gibi başladılar, sonra giderek daralttı, kendi totaliter ve otoriter rejimlerini kurdular. Totaliterizm parti içinde başladı, sonra tiranlığa dönüştü ve Türkiye’ye yayıldı. İtiraz kültürüyle büyümedikleri için itiraz edenleri hain ve yok edilmesi gereken mahlukat olarak nitelediler.

“SOLUN İTİRAZ KÜLTÜRÜ YOK EDİLMİŞ”

Kızılyar: CHP’de itiraz kültürü var mı?

Çapan: CHP mahalleyi terk edeli çeyrek asır oldu. Önceden parti mahalleden beslenirdi, önseçim yapılırdı, mahalle aday çıkarırdı. Şimdi adam aday olmak isteyince, “Genel Başkan ne diyor” diye soruyor. Ne diyecek, Genel Başkanın ne haberi var sizin köyden? Esenyurt’taki her şeyi bana yüklersen, nereden bileceğim mahalledeki halkın halini? Birisi soru sormazsa nereden bilebilirim ahaliyi?

Mısır’da internet kanalıyla isyan örgütlendi diyorsun ama Mısır isyanının nasıl olacağını 1960 yılında Necip Mahfuz yazmıştı. Mahfuz öldü ama romanı gerçekleşti. Necip Mahfuz da bilgisayarı ve interneti bilmiyordu ama yazdıklarının hepsi birebir çıktı, Kahire Üçlemesi’ni okumanız gerek. Mısır’da bir isyan kültürü vardır; orada isyanlar Firavunlar tarafından ulemaya karşı yapılmıştır. Sonra ulemalar Tutankamon’u genç yaşta öldürmüşlerdir. Dinler tarihine çok girmediğimiz için bizde bunlar bilinen şeyler değil. Size başka bir isyan anlatayım; 1980’de Mısır ekmeğe zam yapınca, Kahire’de bir milyon insan yürüdü ve zamlar geri alındı. Bizde böyle bir şey yok Allah’a şükür. Solun da itiraz kültürü yok edilmiş. Ben itiraz eden biriydim, soru soran biriydim. Kötü bir niyetim ya da kimseyle bir alıp veremediğim yoktu kabul edersiniz ki…

“AKP YIKILACAK, İSTANBUL KURTULACAK”

Kızılyar: Yıllar sonra yeniden CHP’desiniz ve elbette ki yeni umutlarınız vardır. Nedir bunlar?

Çapan: Benim umudum AKP’nin yıkılmasıdır. Umudum, AKP’nin bu haksız, saldırgan, kemirgen saltanatına son vermektir. Bunun ilk adımı da yerel yönetimlerdir. İstanbul’u AKP’den esirgemek istiyorum. İstanbul’da yeşil saha, kamu donatı alanı kalmadı, her yeri kemirdiler. Ne kadar karayolu artığı varsa arsaya çevirdiler, dolaşamaz hale geldik. Akmerkez İstanbul trafiğini felç etmişti, akıllanmadılar, daha büyüğünü yapmaya başladılar, kaos büyüdü. Bir de İstanbul’un başında karikatür gibi bir mimar var. Kenti, Yüksek Mimar olduğunu söyleyen biri yönetiyor. Yüksek Mimarlık buysa, keşke o mektebi hiç açmasalardı. Hedefimiz İstanbul’u bunlardan kurtarmaktır.

Kızılyar: Nasıl kurtaracaksınız?

Çapan: Kemal Kılıçdaroğlu’na tam destek vereceğiz. CHP’yi parti teşkilatlarıyla ayağa kaldıracağız, aktif hale getireceğiz. Kıskanmayacağız, birbirimize çelme takmayacağız, seçime gireceğiz ve kazanacağız. İstanbul’u da, bütün belediyeleri de biz alacağız.

 

“AKP’NİN GERÇEK OYU %15”

Kızılyar: Oldukça iddialısınız ama oy oranlarında CHP’nin üstünlüğü yok gibi görünüyor?

Çapan: Karşımızdakiler de üstün değiller, toplam %15-20 civarında oyları. CHP’de “büyük umut” yaratılamayınca vatandaş o tarafa kayıyor. Türkiye’de halkın %30’u partilidir, geri kalan %70’i değişken oydur. Ülkede %50 AKP’li olsa sokakta dolaşamazsınız. Karşılarına umut koymayınca, yoksulluğun kasıp kavurduğu yerlerde durum bu oluyor maalesef.

 

"SAĞIRA BAĞIRILIR"

Kızılyar: Sayın Baykal sert imajlı, kavgacı olarak eleştirilirdi. Şimdi Kılıçdaroğlu’nu da biraz fazla mülayim olduğu gerekçesiyle eleştiriyorlar.

Çapan: Kimseye bir şey beğendiremiyoruz. CHP’li arkadaşlarım benim çok değiştiğimi söylüyorlar. Değiştiğim falan yok. Fikirlerim gelişiyor. Sınıf mücadelesinin olması gerektiği düşüncesindeyim, emek – sermaye çatışmasını azaltma talebindeyim. Söyleyeceklerimi bağırarak söylemiyorum, sağıra bağırılır. Sağırlar diyalogunda, sağırın teki kendisi duymadığı için karşısındakinin de duymayacağını düşünerek bağırır. Bağıracak bir şey yok, suhuletle konuşuyoruz.

 

“ÇAPAN’A HAPİS, BELEDİYELERE GÖZDAĞIDIR”

Kızılyar: CHP’li belediyeler nasıl gidiyor?

Çapan: CHP’li belediyeler hareket halinde gibi görünüyorlar ama yerlerinden kalkamıyorlar. Stop halindeler. Hem hükümetten korkuyorlar ve hem de kendilerine dair umutları tükenmiş. Ne faaliyet yapsalar suç yazılıyor.

Gürbüz Çapan’ı hapsedersen mahallede bir şey kalmıyor. Beni hapsetme işi belediye başkanlarını terbiye etme metodudur, “Bakın size de bunu yaparız” gözdağıdır. Ben hapse girdikten sonra hiçbir belediye başkanı kendi başına bağımsız proje geliştirememiştir. Belediyeleri korkuttular, sindirdiler ve sonunda teslim aldılar. Türkiye’nin hepsi için söylüyorum; benden sonra kimi istedilerse onu doyasıya, öldüresiye dövdüler. ANAP’lı bir belediye başkanı vardı, diyordu ki, “Aday olmaya hazırlanıyorum, gazeteye bakıyorum ki Gürbüz Çapan cezaevinde, kalıyor işimiz”… Sonra bu adamın başına iş geldi, “Şunu yapacaktı” diye hapse attılar, yapmadığı şey için “yapacaktı” diye hırpaladılar. Ötekiler ise kemirmeye devam ediyorlar, nerede boşluk bulsalar kemiriyorlar. Dünyanın neresinde 30 katlı binalar var? Gökyüzünü göremiyoruz.

 

“CHP’Lİ BAŞKANLAR HALK UĞRUNA HAPSİ GÖZE ALMALI”

Kızılyar: CHP’li belediyeler bu korkuyu yenemeyecek mi?

Çapan: Yenecekler. Onlara parti ve partili olarak öncülük edeceğiz, cesaret vereceğiz. Halk uğruna 1 ya da 2 sene hapis yatmanın bir şey olmadığını anlatacağız. Ölümü göze almayanın yaşama hakkı da yoktur. Yaşamın güzelliğini insan ancak dövüşerek kazanır. En iyi ağaç, en dayanıklı ağaç ardıçtır, kayalar arasında yetişir, tutunduktan sonra kök salar ve bin yıl yaşar. Kavak ağaçları falan da var, onlardan da ancak kibrit çöpü olur, kolay büyür ve kolay kaybolurlar. Biz ardıç ağacı yetiştireceğiz.

 

“TÜRKİYE’DE YENİDEN CHP İÇİN YENİ CHP’YE EVET”

Kızılyar: CHP’de atamalar yapılıyor ve bu sıkıntı yaratıyor. Ne zaman bitecek atama işi?

Çapan: Bunlar niye oluyor? Niye sen kaşıkla yemek yiyorsun da, Konyalılar tandırı çatalsız yiyor? Küçükken bir tekerleme vardı; “yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş ben satarım” diye… Bu kadar… Kabahat bu yolu açanlarda. Biri yolu açmış, oradan gidiliyor ama bunun savunulacak tarafı yok. Bu alışkanlığı bıraksan, durdursan ne olur? O da başka bir problem. Altan Öymen o yolu kullanmadı da ne oldu? Karşınızda gözü kara bir hizip var. “Ya biz, ya da biz” diyorlar, “siz” diye mahlukat yok… Daha evvelkilere sormak lazım, bunu niye yapıyordunuz diye...

Daha önce üyelik hakkımız yoktu. Partiye üye olduk, bütün gazeteler haber yaptı. Dünyanın neresinde bir üyelik haber yapılır? Üye olacağız, kurul toplanıyor ve “seni istemiyoruz” diyerek olumsuz karar veriyor. Üye olmak istemek, “sana oy vereceğim” demektir. Böyle bir parti dünyanın hiçbir yerinde yok. Buna son vermek gerekiyor. CHP Lideri Kılçdaroğlu bu işe son vermek için olağanüstü çaba harcadı. “Yeni CHP” lafları var bilirsiniz; yeni olarak bunu yapmak, bu anlayışa son vermek gerek. Ben de diyorum ki sadece yeni CHP değil, yeniden CHP. Kılıçdaroğlu’nu Başbakanlığa taşıyan, alttan yukarıya örgütlenen, itiraz kültürünü benimseyen, insanlara iş - aş veren, haksızlıkların olmadığı bir CHP…

Yeni bir Genel Başkan gelmiş partiye ve “Aşağıya stant kurun, müracaat eden herkesi üye yapın” demiş. Bir tek üye yapılmamış… Sen yazıyorsun, arkadaşın biri akşam kağıtları yırtıp atıyor. İşin garibi vatandaş da hakkını aramıyor.

 

“CHP, TARİKAT YADA TEKKE DEĞİL”

Kızılyar: CHP’liler hakkını aramıyor mu yani?

Çapan: Politikaya katılmanın şartı, “Ne yapıyorsun, bunu niye yapıyorsun” diye sormaktır. “Sana yetkimi verdim, ne yaptın, nasıl kullanıyorsun” diye soracaksın. Tarikat yada tekke değil bizim partimiz. Sosyal demokrat dediğin, solcu dediğin, sosyalist dediğin oy verir, arkasından da sorar, takip eder, görevlendirme yapar. Biz Tanrı’ya yada külte oy vermeyiz. Eşit yurttaşlar arasında birini birinci yaparız, ona oy veririz, saygı gösteririz, ama fikirlerimizi söyleriz de. Hem de açık açık. Yanlışları da.

Kızılyar: Biz ‘Esenyurt’ diyelim; siz devam edip birkaç şey söyleyin…

Gürbüz Çapan: Doğum yerim, anam… Benden sonrakiler de benim çocuklarım. Esenkent çocuğumdur, oğlum Ali ile eşdeğerdir.

Kızılyar: Gürbüz Çapan aday olacak mı?

Çapan: CHP’nin iktidarına adayım. Bu yolda bir neferim.

“MAYMUN UYANACAK”

Kızılyar: İki kez gözaltına alınıp birer yıldan fazla cezaevlerinde kaldınız. Bugün siyasete devam ediyorsunuz. Her musibette bir hayır vardır derler, hapisten hayır çıktı mı?

Çapan: Türkiye bu işlerde kendi musibetini gördü. Burada bir şey anlatmak istiyorum; 1989 yılında belediye başkanı oldum. Benimle aynı yıl ya da benden sonra belediye başkanı olanlardan yaşayan yoktur. Seçimi kaybettikten sonra mahallelerine giremiyor o belediye başkanları. Halen Esenyurt’ta yaşıyorum ve halen Esenyurt halkının yüreğindeyim. Halkın yüreğinden daha yüksek yer yoktur benim için. Onların sevgilisi olmanın ötesinde başka bir dileğim de yok. Ağabeylik yapacağım, bütün bildiklerimi anlatacak ve aktaracağım. Anlayacağınız, maymun uyanacak. Görevim bu, kendime bu görevi biçtim.

 

“BİZDE 40 NUMARA YOK”

Kızılyar: İnsanlar şu anda size nasıl ulaşıyorlar? Ya da şöyle soralım, telefon numaranız en son ne zaman değişti?

Çapan: Cep telefonu çıktığından beri aynı numarayı kullanıyorum, bu numara herkeste var. Bende tek numara var, 40 numarası olanlardan değilim. Geçen gecenin 04.00’ünde biri aradı, panik halinde uyandım ve cevap verdim.

- Hayırdır?

- ‘Sohbet etmek istedim abi.’

- Pavyon mu yahu burası? deyip kapattım. Ara sıra maraza çıkıyor ama idare ediyoruz.

 

ÇOK ZENGİN AMA İKTİDAR FAKİRİ ÇAPAN

Kızılyar: Zengin insan olduğunuz rivayet ediliyor. Çok mu zenginsiniz, kaç tane bankanız var?

Çapan: Çok zenginim, bütün Esenyurt benim. E-5’ten TEM’e kadar hepsi benim. Mahkemede de söyledim bunu, tapusu nerede diye sordular. Tapusu Esenyurtlularda ama mal benim. Esenyurt benim bahçemdir, evimdir, ana kucağımdır, yarimdir, sevgilimdir, her şeyimdir. Dolayısıyla servetimdir. Esenyurtlular o gariban sesleriyle, mecalsiz halleriyle beni halen yaşatıyorlar. Büyükşehir Belediye Başkanları vardı, öldü gittiler, adlarını bile hatırlamazsınız.

Kızılyar: Her insanın fakir olduğu yönleri de vardır. Gürbüz Çapan neyin fakiri?

Çapan: İktidar fakiriyiz biz. Yıllardır iktidar olamıyoruz.


PDF OLARAK İNDİR

Bu İçeriği Beğendiyseniz Beğen Butonuna Tıklayınız!
Bu Haberin Aramalarda İlk Sayfalarda Çıkmasını İstiyorsanız + 1 Butonuna Tıklayınız!

Sayfa Başına GitGeri Git
5 (1)








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

İÇERİK ARA

Aranacak Kelime